#17 2026’da Sizi Ne Bekliyor? (dolayısıyla bizi)

#17 2026’da Sizi Ne Bekliyor? (dolayısıyla bizi)

Üşenmedik, pazarlamada pek adını duymadığımız Nijerya’dan, tuzu kuru İsveç’ten ve memleketimizden üç farklı astrologa “2026’da sizi (dolayısıyla bizi) ne bekliyor?” diye sorduk.

2026’nın Genel Teması: Kıtlık ama Panik Yok

Burç murç ayırmaksızın, 2026’da bütçeler daha da sıkı. Astrologlar bu yılın ucuz, sıradan ve “iş olsun” diye yapılan projelerin değil; kısıtlı bütçeyle yaratıcılığın tetiklendiği işlerin yılı olacağını öngörüyor.

Nisan’a Kadar Umut, Mayıs’tan Sonra Gerçekler

Ajansınız bu yıl da sizi anlamıyor. Nisan’a kadar süren “belki bir şeyler çıkar, düzelir” beklentisi, Mayıs itibarıyla yerini “sözleşme bitsin de kurtulalım” moduna bırakabilir. Özellikle global policy gereği çalışmak zorunda olunan ajansların snobluğu, size negatif enerji olarak geri dönerken, “yapacak bir şey yok” yılgınlığı yıl sonuna doğru artıyor. Globaller dikkat.

Yönetici İlişkileri: Konuşulmamış Gibi

Yöneticinizle olan süreçlerde gerginlik hâkim. Sanki hiç 1-to-1 yapılmamış gibi, birçok problem yılın ilk aylarında daha görünür oluyor. Pasif-agresif bir hava sezmeniz mümkün. Mark Hughes’a göre bu kişisel değil; sadece “acil” başlığıyla gelen ama aslında hiç acil olmayan maillerin yarattığı kozmik bir sınav.

Kariyerin Başındakiler İçin: Biraz Daha Bakalım

Kariyerinin başında olanlar için haberler tanıdık: Stajınız mezuniyet sonrası da devam edebilir. “Biraz daha bakalım” ertelemesi, umutlanacağınız dönemleri yine önünüze koyuyor.

Tiktok’a Gönülsüz Giren Yönetici

Beyaz yaka arasından gönülsüz TikTok açan yönetici oranı artıyor. Trend kovalamak bu yıl da kaderiniz. Yöneticiniz, “böyle bir şey gördüm” fikriyle ay gibi masanızda doğabilir.

Influencer Evreni: Samimiyet Histerisi

Influencer dünyasındaki hareketlilik projelere de yansıyor. Yılın ilk yarısında “Bu çocuk çok samimi ya” diye başlayan iş birlikleri, üçüncü story’de “Abi bunu nasıl önerirler?” histerisine dönüşebilir. Yeni iş birlikleri için ajanslardan GBT talebi ufukta görünüyor.

Aynısı Sana Yapılsa Hoşuna Gider Miydi?

Okuduğumuz 2026 trend raporlarının hepsi aynı yere çıkıyor: Hepimiz feed’e bir şeyler izlemek için giriyoruz. ✨

Marka profillerini insanların girip baktığı vitrinler gibi değil de izlemek için geri döndükleri bir televizyon gibi düşünürsek; algoritmalar da tekil içerikler yerine, takip edilebilen, devamı olan, tanıdık formatları öne çıkarıyor.

Herkes dikkat eksikliği olduğunu iddia etse de, mesele uzun içerik izleyemememiz değil; ilk birkaç saniyede izleyip izlemeyeceğimize karar vermemiz. Daha önce izleyip beğendiğimiz bir içerikle karşılaşınca izlemeye daha kolay ikna oluyoruz. Bu yüzden devamlılığı olan bölümlü formatlar işe yarıyor. İçerik iyiyse devamı gelsin hissi yaratıyor.

Birkaç iyi örnek listeledik:

Görmemiş gibi yapıyoruz 😇

2025’te bırakmak istediğimiz çok şey var. Önce feed’imizdekileri hatırlayalım; bir daha görmemeyi umduğumuz trendlere son kez bakıp, vedalaşalım.

  • Resmi olmayan özür açıklaması (:Bir sabah uyandık ve hepimizin karşısına minik puntolar kurumsal fontlarla yazılmış özür postları çıktı. Kolay ve pratik yapılışından mıdır bilinmez herkesin yetişebildiği tek trend bu oldu, olmayaydı.
  • Dostlar alışverişte görsün lansmanlarıYalnızca lansman değil aynı zamanda az ünlü DJ’lerin ekmek kapısı, story atma kaslarını geliştiren idman. (Biz de aynadan çekilmiş event fotoğrafımız olsun isterdik.)
  • Honourable Mention: Sadece kahve içilen ofis vlogları ☕️
    Asla kaydırmıyoruz, hepsini izliyoruz. Sadece espresso makinesinin çalıştığını düşündüğümüz ofiste, gerçekten ne yapıldığı hâlâ gizemini koruyor.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir