#3 Gençlerin %3’ü beach’i, %97’si duvarları seyrediyor.

#3 Gençlerin %3’ü beach’i, %97’si duvarları seyrediyor.

Son açıklanan istatistiklere göre 3.4 milyon genç ne okuyor, ne çalışıyor.

Türkiye’de gençlerin yalnızca %3’ü deniz tatili yapabiliyor. Üstelik bu %3’ün de bir kısmı, beach club kapısında “mülakattan”, yetersiz Instagram takipçisinden veya dış görünüşünden eleniyor. Geriye kalan milyonlarca genç ise şehir sıcağında kavrulurken, satın alma kararlarında söz sahibi anne babalar çoktan memleket tatiline geçmiş oluyor.

Diğer yandan yaz mevsimi, markalar için artık “beach club etkinlik sezonu” demek. Ürününüz ister içecek, ister makyaj malzemesi, ister otomobil olsun herkes yapıyorsa bir bildikleri vardır düşüncesinin ürünü olan bu etkinlikler, aynı zamanda yıllık izinden yemeden tatil yapmanın da pratik bir yolu. (Biz de hayır demeyiz.)

Öyle ki, farklı departmanlardan çalışanların pazarlama kariyerine en yoğun ilgi gösterdikleri dönem, tam da bu döneme denk geliyor.

Ancak gerçek şu: Hedef kitlenin büyük bölümü beach club locasında değil; şehirde, memlekette ya da apartman gölgesinde. Gelir dağılımı problemi yaşayan ülkemizde herkesin eşitlendiği Ramazan sofrası iletişimleri, yaz gelince farkında olmadan yapılan Trickle-Down stratejilerinin uzantısı olan “Nispet Eventleri”ne evriliyor.

Bu etkinliklerin, tatil yapamayan gençler üzerinde nasıl bir psikolojik etkisi var bilmiyoruz. Ama back to school döneminde “Biz de ne yapalım, döndük işte Ege’den” kampanyalarıyla bronz markalar, süt beyazı hedef kitlelerine karışmaya hazır olacaklar.

P.S.: Photobooth’u arkada yanan ormana doğru koymayalım lütfen.

Arşivden aşağıdaki haberi bulduk.

1936, Kadıköy, İstanbul

Zaman değişir, kuşaklar değişir; değişmeyen tek şey gençliğini yaşayamayanlar.

Ne dersiniz, 20’lerinde hâlâ deniz görmemiş gençler için gerçek bir sosyal sorumluluk işi çıkmaz mı? Tatilden mahrum gençler için markaların yaz kampları, gençlik plajları, etkileşimi yüksek, pozitif WoMM’in zirve yaptığı fırsatlar barındırıyor olabilir. (Hayır sadece bültenle duyurmayacaksınız tabii ki, sürpriz bir ünlü de gelir belki ne dersiniz?)

İçgörü Çeşmesi

#1 İletişiminizdeki ideal figür, hedef kitlenin kendisiyle bağ kuramayacağı kadar uzaksa, “özenme” yerini “yabancılaşmaya” bırakır. Bu da markaya karşı olumsuz tutum ve ilgisizlik yaratır.

#2 Türkiye’de eğitim veya istihdamda yer almayan gençler için tatil ve kariyer fırsatları uzak bir hayal. Onlara sürekli erişilemeyen hayatları göstermek, “ilham” değil, yetersizlik hissi ve duygusal uzaklaşma yaratıyor.

#3 “Cause marketing” literatüründe, özellikle 13–25 yaş arası gençlerin %89’unun, fiyat ve kalite eşit olsa bile, “bir sosyal amaca hizmet eden markayı” tercih etmeye daha istekli oldukları belirtiliyor.

ᯤ Kıskançlık UV Işınlarından Hızlı Yakabilir

Beach club locasından gelen kareler, şehirde klimaya yapışmış kitlede genellikle serinlik değil hafif bir öfke hissi uyandırıyor.

Biz tatil story’lerine özendik, duygularımızda yalnız mıyız diye araştırırken “Brand Envy in Economic Disparity “ makalesini bulduk.

Bu araştırmayı konumuza uyarlarsak bu görüntülerin şehirde kalan gençlerde çoğu zaman satın alma isteği değil, markaya karşı soğuma yaratabileceğini tartışabiliriz.

🎖️Yapıyorlar Bu İşi.

Bu Reklama Eridik

Yaza duyulan özlemi kışın ortasında bile canlı tutan Magnum’un Find Your Summer kampanyası güneşli anları yakalamaya çağırıyor. Şu an İstanbul’da yakalamak için uğraşmamıza gerek yok ama kışa hazırlık olsun. Reklam filmini beğendiyseniz, case study’si de burada.

Güle güle git Perihan Abla, sakin bir tatil seni bekliyor…

https://www.instagram.com/reels/CwLYQm6o8i3

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir